Yine o mevsimdeyiz…
Orman yangınlarının sıkça yaşandığı, doğanın sessizce feryat ettiği günler başladı. Son beş gün içerisinde ülkemizin dört bir yanından gelen yangın haberleri yüreğimizi dağladı.

Bilinen bir gerçek var ki; 15 Haziran – 15 Eylül arası, ormanlarımız için en tehlikeli dönem. Giderek artan sıcaklık, dikkatsiz mangalcılar, kuru otların bilinçsizce yakılması ve anız yangınları… Ne yazık ki hepsi bu döneme denk geliyor.

 Ama neden aynı senaryo tekrar ediyor?
Haziran sonlarına gelindiğinde, ülke genelinde aynı anda onlarca farklı noktada yangın çıkmış olmasını açıklamak zor olmasa gerek. Üstelik rüzgarın etkili, hatta fırtınanın devam ettiği bu günlerde… Bu bir tesadüf değil; insanlık adına bu bir uyarı olmalı.

Yahu dostlar…
Bu yangınlar, önceden tahmin edilebilen, bilinen riskler. Neden hâlâ “yangın çıktı, müdahale ediyoruz” noktasındayız? Müdahale elbette önemli, canla başla çalışan tüm ekiplere minnettarız. Fakat asıl mesele bu felaketleri önceden önlemek. Çünkü orman yangınlarına müdahale, dünyadaki en zor işlerden biri. Hele ki şiddetli rüzgarlar varsa…

 Zamanı yönetmek, keşif ve hızlı müdahale

Bunlar başarı için en kritik başlıklar. Orman yangınlarının en çok çıktığı ayları biliyoruz. Elimizde veri var, bilgi var. Öyleyse neden “erken keşif” için dronlar, yüksek çözünürlüklü kameralar, uydu sistemleri daha etkin kullanılmıyor?

Eskiden gözetleme kulelerinde dürbünle duman arayan görevliler vardı. Şimdi ise elimizde teknoloji, yapay zekâ ve veri var. Birkaç dron ve eğitimli personel ile orman alanları rutin olarak havadan taranmış olsa; yangının çıkışı, sorumlusu ve hatta amacı çok daha erken anlaşılır.

Peki Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda aktif bir adım atıyor mu? Açıkçası bilmiyorum.

Rüzgâr Varsa Alarm Çalmalı

Meteoroloji verileri artık saatlik raporlarla elimizde. Rüzgârın yoğun olduğu günlerde sahaya çıkacak ekipler önceden uyarılmalı. Dron uçurulamıyorsa, devriye timleri artırılmalı. Elbette yorulacaklar; ama yangın çıktıktan sonra yaşanan fiziksel ve psikolojik yorgunlukla kıyaslanamaz bile.

Nereden mi biliyorum?
Askerlik mesleğimin son dönemlerinde, yangın müdahale timleriyle omuz omuza çalıştım. O insanların neler yaşadığını, bir ağacın, bir canlının küle dönüşmesini izlerken neler hissettiklerini çok iyi biliyorum.

 Özetle:
Yangınla mücadele sadece alevlerle değil, zihniyetle başlar. Önlem almak, plan yapmak, teknolojiyle desteklemek şart. Aksi halde her yaz aynı yangını söndürmeye çalışır, ama asıl kaybettiklerimizi – doğayı, hayvanları, geleceğimizi – asla geri getiremeyiz.

Sağlıkla, sevgiyle kalınız.
İlhan Akbulut