Eski Türkiye

Halil Küçükparlak

09-08-2025 04:23

Sevgili okurlarım siyasiler zaman zaman ülkemizin şimdiki durumunun daha iyi olduğunu, eski Türkiye’nin çok kötü olduğunu söylerler hep.

Ben yüz yıllık Cumhuriyetimizin yarısından fazlasına şahitlik ettim. Eski Türkiye’yi de biliyorum, yeni Türkiye’yi de biliyorum.

Bilmeyen gençlere, ya da bilip de unutan yaşlılara hatırlatayım.

Şahitlik ettiğim cumhuriyetimizin son 50 yılında yaşanan olaylara örnekler vereyim.

Benim şahitlik ettiğim elli yılın ilk 25 yılından aklımda kalan iki olay var.

Birisi zamanın Başbakanı Demirel’in yeğeninin hayali ihracat olayına karışmasıydı. Başbakan hiç müdahale etmedi, yargılandı yeğen.

Daha sonra yaşanan ikinci olay ise zamanın Başbakanı Özal’ın kabinesindeki bir bakanın rüşvet olayına adının karışması olayı yaşandı ülkemde. Başbakan bizzat olayın üzerine gitti, şimdi rahmetli olan diğer bakan Kahveci’yi görevlendirdi olayın aydınlatılması için. Şimdi adını yazmayayım evlatlarının ve torunlarının üzülmesini istemem. Rüşvet alan bakan ses kayıtları da alınarak suçüstü yakalandı. Başbakan kendi bakanını adalete teslim etti. Dokunulmazlığı hemen kaldırılıp yargılandı, hafızam beni yanıltmıyorsa 2.5 yıl hapis yattı.

Bir asırlık Cumhuriyetimizin ilk iki çeyreğini yaşamadım bilmiyorum. Ama yaşayarak şahitlik ettiğim üçüncü çeyreği olan koca 25 yılda aklımda kalan bu olaylardı.

Ama şimdi dördüncü çeyreği olan son 25 yılda yaşananlara bakınca insanın aklı karışıyor.

Evlatlarının yatak odalarında para sayma makineleri olan bakanlardan tutun da, kocasının şirketinden bakanlığı pahalı deterjan alan bakana kadar olan birçok olayı unuttuk gittik ama. En vahimi ise son zamanlarda yaşadığımız sahte diploma olaylarıdır.

İlk olarak 2010 yılında üniversiteye giriş sınavı olan ÖSYM soruları çalındı. Gariban çocukları dirsek çürüterek günlerce gecelerce çalışıp didinerek giremedikleri üniversitelere çalınan cevaplarla layık olmayanlar girdi.

Üzerinden 15 yıl geçmiş. Bu günlerde o çalınan sorularla üniversiteye giren öğrenciler şimdi emniyette, yargıda, devlet bürokrasisinde yüksek kademelerde görev yapıyor olmalılar.

Baktılar böyle soruların cevaplarını çalarak köşe dönmek uzun ve zahmetli iş, daha kolayını buldular. Son günlerde dikkatinizi çekmiştir “Diploma hırsızlığı” gündemde. Bir çete oluşturulmuş. Üniversitelerin ve bakanlıkların internet sitelerine girerek diploma düzenliyorlar ve para karşılığı satıyorlar diplomaları.

Hani esnaf lokantasına girersiniz de bıçkın bir garson gelir masanıza “Ne vereyim abime?” der ya. Bu çete de aynen öyle. Teknik üniversiteden mühendislik diploması mı istersiniz, yoksa falanca üniversiteden hukuk diploması mı istersiniz. Hepsinin fiyatı ayrı ayrı. Hangisini isterseniz sizin fotoğrafınızla düzenlenen diplomanız elinizde.

Çete elemanları işi o kadar azıtmışlar ki konuşmalarını görünce inanamıyor insan. Elemanlardan birisi çete reisine “Yakalanırsak ne olacak abi?” diyor. Reis “Bir şey olmaz oğlum, birkaç yıl yatar çıkarız” diyor. O kadar da pişkinler ki kendilerine “Dolandırıcı” denilmesine çok kızıyorlar. “Biz kimseyi dolandırmadık. Dolandırıcı demek parayı alıp hizmet vermemek demektir. Biz aldığımız paranın karşılığındaki diplomaları sahiplerine teslim ettik” diyecek kadar da pişkinler.

Bu diplomalar ellerinde olan inşaat mühendislerinin yaptıkları binalar mı yıkıldı, bilinmiyor. Ya da bunlardan aldıkları hukuk diplomasıyla hakim yargıç olanlar mı var? Onlar kimlere hangi cezaları verdiler? Kimleri suçsuz yerde hapislere attılar, ya da hangi suçluları salıverdiler bilinmiyor.

İnsanın aklı almıyor ama bu çeteden diploma alarak Diyanet’te işe başlayan imamlar bile var ülkemizde.

Sürücü ehliyetinden tutun da, her kademedeki eğitim kurumlarının diplomalarını düzenleyip imzalı mühürlü olarak veriyor çete.

Son depremde hayatlarını kaybeden avukatların diplomalarını da para karşılığı başkalarına sattıkları belirlendi. Evlatlarını kaybeden ailelerin yaraları yeniden kanatıldı.

Hatta dört yüzün üzerinde akademik unvan, yani profesörlük ve doçentlik diploması düzenlediklerini iddia ediyor çete elemanları. Gerçi Yüksek Öğretim Kurulu YÖK yalanladı, “yok böyle bir şey” dedi ama çete de “düzenledik” diyor. Hangisinin doğru olduğu yargılamalar sonucunda belli olacak eğer gerçekten bir yargılama yapılırsa.

DİĞER YAZILARI CHP’de taşlar yerine oturdu 01-01-1970 03:00 Dil Bayramı, güzel Türkçemiz 01-01-1970 03:00 Neden ödüyoruz? 01-01-1970 03:00 Ne olur ayaklarımız yere değsin! 01-01-1970 03:00 Kısa bir yolculuk hikayesi 01-01-1970 03:00 TEMAD meydanlara iniyor! 01-01-1970 03:00 Koca çınarlar 01-01-1970 03:00 Öfke kontrolü 01-01-1970 03:00 Yüreğimiz de yandı, ciğerimiz de yandı! 01-01-1970 03:00 Orman Kanunu 01-01-1970 03:00 Aman dikkat! 01-01-1970 03:00 Müjdeler olsun yurdumun taşına toprağına 01-01-1970 03:00 Kocaeli Üniversitesi’nde kepler fırlatıldı ama… 01-01-1970 03:00 Alkışlar Doktor Gürsoy’a 01-01-1970 03:00 Hedefi Büyükşehir Belediye Başkanlığı 01-01-1970 03:00