Çınar ağaçları yaklaşık bin yıl yaşarmış sevgili okurlarım.
Evet, yaklaşık 1000 yıl yaşıyor çınar ağaçları.
O nedenle de uzun yaşayan insanlar da genelde “Koca çınar” diye adlandırılıyorlar.
İnternette bu konuda şu bilgiye rastladım:“Genç yaşlarından itibaren genel olarak hızlı bir büyüme yaparlar. Uzun ömürlüdürler. Yaşlı çınarlar zamanla içleri çürüyüp boşaldığı halde yaşamlarını sürdürürler. Kütük sürgünü verme özellikleri vardır.“
Neymiş? İçleri çürüyüp boşaldığı halde yaşamlarını sürdürürmüş.
Bunları neden mi yazıyorum?
Bundan bir süre önce Değirmendere Çınarlık Meydanı’ndaki çınar ağaçlarının altındaki bankta oturan 4 kişinin üzerine ağaç dalları düşüyor.
Düşen dalların altında kalan Kuruçeşme Yenimahalle Ortaokulu’nda matematik öğretmeni olarak görev yapan 29 yaşındaki Erdem Ulak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiriyor.
Diğer 3 kişi yaralarla kurtuluyorlar.
Gencecik bir öğretmen hayatını kaybediyor çınar ağacının kopan dallarının altında.
Bu olaydan sonra sosyal medya ortamında “Belediye nerede?” yorumları yapıldı. “Belediye çürümüş ağacı kesmedi?” yorumları yapıldı. “Belediye görevini neden yapmadı?” diye yorumlar yapıldı.
Belediye bu konu üzerine hemen açıklama yaptı.
Bu ağaçlara Belediyelerin müdahale hakları yokmuş.
Çınar ağaçları Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü envanterine kayıtlıymış.
Hepsinin üzerinde cinsi ve plaka numarası gibi numarası varmış.
Gölcük Belediyesi bu vahim olay olmadan bir ay kadar önce Bakanlığa yazı yazarak “29 nolu anıt ağaç” için bakım yapılması talebinde bulunmuş.
Ama ne yazık ki bakanlıktan herhangi bir cevap gelmemiş.
Bakanlık bürokrasisi içinde dolaşıp duruyordur Gölcük Belediyesinin yazısı.
Kim bilir hangi müdürün veya amirin masasının üzerinde imza veya onay için beklerken bu vahim olay meydana geliyor ve Erdem öğretmen hayatını kaybediyor.
Şimdi baktım bütün çınarların dalları budanmış, ana gövdeleri kalmış.
Tam bizim ülkemizde alıştığımız işlem yani.
Budama işlemi zamanında yapılsaydı da Erdem öğretmen hayatta olsaydı keşke.
Ama dediğim gibi bizim ülkemizde bu işler hep böyle olur.
Bundan seneler önceki bir olayı hatırladım. Gölcük’ün ve Değirmendere’nin ortasından geçen, Kocaeli ilimizi Yalova, Bursa, Balıkesir, İzmir’e bağlayan şehirlerarası D-130 karayoluna yolun karşısına geçmek için üst geçit isteği vardı halkımızın.
Gölcük Belediyesine müracaat ediliyordu. “Şehirlerarası yol olduğu için ilçe belediyesinin yetkisi dışında, Büyükşehir yapacak” cevabı alınıyordu.
Büyükşehir’e üst geçit için yapılan müracaatlara da not alınarak “Yapılacak” deniyor ama hep “cek” veya “cak” ile oyalanıyordu insanlar.
Ne zamanki Değirmendere Yüzbaşılar girişinde D-130’un karşısına geçmeye çalışan bir komşumuzun ortaokul öğrencisi bir evladı kamyon altında kalarak hayatını kaybedince, çevre halkı şehirlerarası yolu oturarak trafiğe kapattı. Çoğunluğu hayatını kaybeden çocuğun okul arkadaşlarından oluşuyordu. Biz de Halıdere’yi geçen araç konvoyunun haberini yapmak için olay yerine gitmiştik. Zamanın Gölcük Kaymakamı geldi asfaltta oturan insanların karşısına “Bu yaptığınız yasa dışı bir olay” diyerek söze başladı. Bütün anne babalar sessizce dinlerken 11 yaşındaki bir ortaokul öğrencisi tıpkı sınıftaki gibi parmağını da kaldırarak ayağa kalktı ve “Burada bizim arkadaşımız öldü, sizin çocuğunuz ölseydi böyle konuşmazdınız” deyiverdi. Kaymakam’ın sözü ağzında kaldı. Bir süre sustu bekledi ve “Haklısınız, size söz veriyorum, en kısa zamanda üst geçit yaptıracağım buraya” dedi. Gerçekten de kısa bir süre sonra üst geçit yapıldı.
Keşke o çocuk hayatını kaybetmeden üst geçit yapılsaydı, keşke Erdem öğretmen hayatını kaybetmeden çınar ağaçları budansaydı.