"Ormanların küresel ısınmayı engelleme, kirli havayı süzme, iklimi düzenleme, yağışları çoğaltma, su kaynaklarını koruma, bataklıkları kurutma, erozyon, sel ve taşkınları önleme, gürültü kirliliğini azaltma, rüzgârın şiddetini hafifletme gibi birçok noktada önemi var” deniyor.
Ben demiyorum, Tarım ve Orman Bakanlığının sitesinde böyle yazıyor.
Neymiş? Birçok faydasının yanında kirli havayı süzüyormuş ormanlar.
O nedenle ormanlar için “Ülkenin akciğeri” tabiri kullanılıyor.
Geçen hafta da ülkeminiz birçok yöresinde ormanlarımız yandı. Orman sadece ağaç değil. Ormandaki birçok hayvan, börtü böcek olmak üzere birçok canlı da cayır cayır yandı.
Her yaz aynı senaryoyu izliyor, her yaz aynı acıyı çekiyoruz. Yine de ne hikmetse bu meseleyi bir doğal afet gibi görerek bilimsel yöntemlerle önlem almayı ya istemiyor ya beceremiyoruz.
Dilimizde isyanımıza paralel olarak iki soru cümlesi dolaşıyor: Neden yeterli sayıda yangın söndürme uçağımız yok ve neden yangın söndürme personeli sayısı yeterli değil?
Yangınlar birçok ormanımızı yaktıktan sonra söndü/söndürüldü.
Yine her sene olduğu gibi “Yanan ormanların yerine misliyle fidan dikeceğiz” denildi. Bu konunun uzmanlarından “Yanan yerlere bina yapmayın yeter. Tabiat kendi kendini yeniler, tekrar ağaç yetişir” diyenler var.
Bu yangınlardan sonra bir demek de dikkatimi çekti. “Bölgenin en çok yangın söndürme uçak filosuna sahip ülkesiyiz” deniyordu. Benim çocukluğumda ve gençliğimde böyle bir imkan yoktu ama artık günümüzde bilgiye ulaşmak çok kolaylaştı. Hemen merak edip araştırdım. Ülkemizde 3 yangın söndürme uçağımız var, 27 uçak da kiralamışız. Toplam 30 uçak. Yüzölçümü ülkemizin yüzde 16’sı kadar olan Yunanistan’da 49 yangın uçağı olduğu bilgisine rastladım. Yetkililerin halkımıza neden (yalan söylüyor dememeyim de) doğru söylemiyorlar anlamıyorum. “Ne söylesem inanır bu millet” mi diyorlar acaba?
Evet ciğerlerimizin her yaz mevsiminde yanmasını önlemek için yangın söndürme uçağı sayımızı artırmalıyız.
***
Yüreğimiz de yandı geçen hafta.
2022 yılında şehit olan üsteğmenin cenazesini arama çalışmaları sırasında, girilen bir mağarada İst. Ütğm. Ege Akar, P Tğm. Furkan Sert, Astsb. Kd. Çvş. Abdurrahman Akdoğan, P. Kom. Astsb. Kd. Çvş. Fikret Mangura, İstih. Uz. Çvş. Ümit Üzüm, P. Uz. Çvş. Enver Yaman, P. Uz. Çvş. Kani Obi ile piyade sözleşmeli erler Mahsun Yeşildemir, Özkan Özkanlı, Ahmet Kuşak, Celalettin Uyanık, Ahmet Gültekin’in metan gazına maruz kalarak şehit oldukları haberi hepimizin yüreklerini yaktı.
Tam da terörsüz Türkiye açıklamaları yaparken bu olay inanılır gibi değildi.
Konu hakkında birçok yorumlar yapıldı sosyal medya ortamında.
Sonunda Milli Savunma Bakanlığı sözcüsü amiral kameralar karşısına çıkıp “Yapılan yorumlar, iddialar asılsızdır” mealinde bir açıklama yaparak “Ender rastlanan bu olay sonrası ek tedbirler alınacağından, gerekli derslerin çıkarılarak benzer acıların bir daha yaşanmaması için tüm süreçlerin titizlikle gözden geçirileceğinden kimsenin şüphesi olmamalıdır” dedi.
Anlamak mümkün değil. 12 vatan evladı hayatını kaybediyor ama “Bundan ders çıkarılacakmış, ilave tedbirler alınacakmış”.
Ben hayatının 30 yılını orduda geçirmiş bir emekli asker olarak hiçbir şey anlamadım bu açıklamadan. Göreve başladığım yaklaşık 55 yıl öncesinde de, emekli olduğum yaklaşık 28 yıl öncesinde de vardı ordumuzda NBC kavramı vardı. Nükleer Biyolojik Kimyasal kelimelerinin kısaltılmışıydı. Böylesi kimyasal olayların olabileceği değerlendirilerek bu tür mağaralara girerken o vatan evlatlarına gaz maskelerinin takılması gerektiğini kimse düşünemiyorum mu?
Hayatlarını kaybederek şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine sabırlar diliyorum.