Öfke kontrolü

Halil Küçükparlak

17-07-2025 01:54

Sevgili okurlarım, evet bende “Öfke kontrolü” problemi var. Zaman zaman öfkemi kontrol edemiyorum. Sinir katsayım yükseliyor, tavan yapıyor.

“Ne zamanlar öfkeleniyorsun?” derseniz cevabım net. Özellikle akşamları saat 19.00-20.00 arasında öfkem yükseliyor, sinirlerim tepeme çıkıyor.

Peki, ne var bu saatlerde? Bu saatlerin özelliği ne?

Gayet basit bu saatlerde akşam haberleri sunuluyor bütün televizyon kanallarında. Doğal olarak her vatandaş gibi ben de haberleri izlemek üzere televizyonun karşısına geçiyorum. İşte o zamanlarda sinir sistemim adeta allak bullak oluyor.

Örnekleri verince mutlaka bana hak vereceksiniz.

Birkaç gün önce yine haberleri izliyorum. “Suriye’de 240 bin ev yapacağız” diye bir açıklama duyunca ilgimi çekti. Aklım almadı bir anda. Neden biz Suriyeliler için ev yapacağız diye düşündüm ama cevabını bulamadım. Birkaç dakika sonra ülkemizin maliyesine bakan şimşek bey açıklama yapıyor ve şöyle diyor: “Kirayı hariç tutarsanız enflasyon düşüyor”…

Daha sonra yine aynı şimşek bakan rakamları açıklarken "Toplumun yüzde 72'si ev sahibi, yüzde 28'lik kesimi kira ödüyor. Emeklilerin de yüzde 14'ü kiracı" diyor.

Düşünebiliyor musunuz sevgili okurlarım milletimizde her dört kişiden biri kiracı. Bakan bey bu rakamı küçümsüyor. Her altı emekliden biri de kiracı.

Bugün ülkemizdeki her şehirde ev kiraları neredeyse asgari ücret kadar. En düşük emekli maaşı olan 14 bin liraya ülkemizin hiçbir şehrinde ev bulmak adeta mümkün değil.

Hadi benim iyi kötü başımı soktuğum bir evim var. Zamanında yapmışız, şimdi olsa mümkün değil. Ama olmayanların halini düşününce üzülmemek elde değil.

Tüm bunlar göz önündeyken bizi Suriyeliler için orada 240 bin ev yapacağız.

Nasıl yükselmesin benim sinir katsayım?

Daha bu olayın sinirini üzerimden atamadan ülkemizin sağlığına bakan şahıs çıkıp ekranlara "Suriye’de 300 yataklı kalp damar hastanesi yapacağız" demesin mi?

Be adam, sen önce kendi ülkendeki sağlık sorununu gider. Sana ne Suriye’deki kalp hastalarından.

Nisan ayında küçük bir rahatsızlığım için gittiğim doktor benden ultrason istedi. Üç ay sonrasına randevu verildi. 23Temmuz’da önümüzdeki hafta gidip çektireceğim. Benimki çok önemli bir vaka değildi. Önemli olsaydı da başka bir şekilde hemen çektirme imkanım da var ama çok ciddi hastalıklarda bile altı ay sonrasına ultrason ve MR randevuları olduğunu duyuyoruz. Bunları olurken güzel ülkemde “Suriye’de 300 yataklı hastane yapacağız” diyorlar.

Güzel Türkçemizde bu durumu açıklayan harika atasözlerimiz var.

Mesela “Yeni Cami’de dilenip Sultanahmet’te sadaka vermek”…

Mesela ““Ayranı yok içmeye” diye başlayan bir söz daha var devamını biliyorsunuz ben yazmayayım.

Milletimiz devlet kurumuna “Devlet baba” adını takmış. Bunun anlamı ne? İnsanlar nasıl babasına güvenirse devletine de güvendiği için “Devlet baba” demiş.

Ancak bir baba düşünün ki kendi evindeki çocuklar aç biilaç dolanırken komşunun çocuklarına yardım yapıyor onları doyuruyor.

Bizim devlet baba da “Asgari ücretli geçinemiyor, artırılması gerek. Emekli ise hiç geçinemiyor, en düşük emekli maaşı asgari ücret kadar olmalı” denilince bir sürü laf üretiyor. “Bütçe imkanı kısıtlı” deniyor. Yani bu sözün tercümesi bütçede para yok, olsa veririm demeye getiriyor. Kendi vatandaşın için bütçede para yok ama Suriye’de ev yapacaksın, hastane yapacaksın.

Benim sinir sistemim tüm bunları hazmetmeye çalışırken bir haber daha duyuyorum. Buradan herhangi bir işi için Suriye’ye gitmek isteyen Türk vatandaşlarına Suriye yönetimi vize uyguluyormuş. Gitmek isteyenler elçiliğe müracaat edecekler uygun görüp vize verirlerse 100 dolar da ücret ödeyip öyle gidecekler. Onların milyonlarcası bizim ülkemize ellerini kollarını sallayarak geldiler, bizim bir vatandaşımız pasaportla gitmeye kalkarsa vize ve 100 dolar ücret.

Şimdi siz söyleyin nasıl dayansın benim sinir sistemim bu kadar adaletsizliğe?

DİĞER YAZILARI CHP’de taşlar yerine oturdu 01-01-1970 03:00 Dil Bayramı, güzel Türkçemiz 01-01-1970 03:00 Neden ödüyoruz? 01-01-1970 03:00 Ne olur ayaklarımız yere değsin! 01-01-1970 03:00 Kısa bir yolculuk hikayesi 01-01-1970 03:00 TEMAD meydanlara iniyor! 01-01-1970 03:00 Eski Türkiye 01-01-1970 03:00 Koca çınarlar 01-01-1970 03:00 Yüreğimiz de yandı, ciğerimiz de yandı! 01-01-1970 03:00 Orman Kanunu 01-01-1970 03:00 Aman dikkat! 01-01-1970 03:00 Müjdeler olsun yurdumun taşına toprağına 01-01-1970 03:00 Kocaeli Üniversitesi’nde kepler fırlatıldı ama… 01-01-1970 03:00 Alkışlar Doktor Gürsoy’a 01-01-1970 03:00 Hedefi Büyükşehir Belediye Başkanlığı 01-01-1970 03:00